O. ç. Vali’ye inat o doktoru götürdüm!

Perşembe, Ekim 15, 2009 20:27
Kategori: Yaşam

60035

Ardahan’da Hanak Kaymakamı, Çıldır Kaymakamı’nı kendisine ve valiye küfür ettiği için valiye şikâyet etti.

Ardahan’da Hanak Kaymakamı Süleyman Ovalı, Çıldır Kaymakamı Önder Çan’ı kendisine ve valiye küfür ettiği gerekçesiyle hazırladığı tutanakla valiliğe şikâyet etti. İddiaya göre Çıldır Kaymakamı Önder Çan, telefonda hem kadın doktorla ilişkisini itiraf etti, hem de yerine vekalet eden kaymakam ve valiye küfürler yağdırdı.

Ardahan Valiliği’nin Çıldır Kaymakamı hakkında açtığı soruşturma, ilçenin üst düzey bürokratları arasındaki ilişkilerin, bir zamanlar ekranların en çok izlenen dizilerinden “Dallas”takileri aratmadığını ortaya çıkardı. Ardahan’ın Çıldır İlçesi Kaymakamı Önder Çan hakkında, valiye küfrettiği ve bölgede çalışan bir kadın doktorla ilişkisini ortaya koyduğu telefon konuşması nedeniyle soruşturma açıldı.

Önder Çan’ın, 8 Ekim’de bir doktora izin verilmesi konusunda, yerine vekalet eden Hanak Kaymakamı Süleyman Ovalı’yla telefonda tartıştığı, sinirlenip Ovalı ve eski Ardahan Valisi’ne hakaret ettiği, “O….. ç….. valiye inat, ben o doktoru götürdüm” dediği iddia edildi.

KONUŞMANIN TANIKLARI

Kaymakam Önder Çan’ın konuşmasını tutanakla belgelediğini ve konuşmayı hoparlörden dinleyen tanıkların da imzaladığını belirten Hanak Kaymakamı Süleyman Ovalı “Olay doğru, soruşturma gerçekleşiyor. Bu nedenle konuşmak istemiyorum” dedi. Önder Çan ise “Ben böyle sözler sarfetmedim” diye konuştu.

VALİ: İLİŞKİSİ VARMIŞ

Vali Selim Cebiroğlu da “Başka bir soruşturmada, doktorla ilişkisini öğrendik” dedi.

Önder Çan’ın, bölgede görevli bir kadın doktorla ilişkisi olduğu, ancak doktorun sevgilisi olduğunu öğrendiği, “Ankara’ya gideceğim” diye izin alan doktoru takibe alıp başka bir kente gittiğini öğrenince görevden aldığı da öne sürüldü.

İşte tutanak

Çıldır Kaymakamı Önder Çan’ın sarf ettiği belirtilen sözlerden bazıları şöyle:

O ilçe benim ilçem, sen benim ilçeme karışamazsın i… o… i…

(Hanak Kaymakamı’nın “Sen bu şekilde küfür ve hakaret etmeye devam edersen, yasal haklarımı kullanacağım” lafı üzerine) Sen busun oğlum o….. gibi kıvırırsın.

(Hanak Kaymakamı’nın “Sen neden bu doktora izin verdin peki” sorusuna) O işi
karıştırmayacaksın, o mevzu özel. Ben o doktorla bir süre çıktım, şimdi çok özel sır durumu var.

(Hanak Kaymakamı’nın “Benimle ilgili ne sorunun var” lafı üzerine) Cebiroğlu ;

i… -eski Vali Selim Cebiroğlu- Doktoru benimle ilgili saçma sapan bir şekilde sıkıştırmış, bunu bir tek seninle paylaştım. Ama dışarıda insanlar bu olayı konuşuyorlar. Oğlum bu yüzden sana düşmanlık ediyorum.

Ben o….. ç….. valiye inat o doktoru götürdüm.

ÇILDIR KAYMAKAMI ÖNDER ÇAN: ‘Tartıştık, o laflar yok’

Önder Çan, Hanak Kaymakamı Ovalı’nın tutanağa geçirdiği konuşmaların doğru olmadığını savunarak, “Bir tartışmamız oldu, ama yok böyle laflar. Bunlar, kaymakamlık makamına gelen birinin söyleyeceği laflar mıdır” dedi. Çan, “Doktor ile arkadaşız. ‘Aralarında ilişki var, almıyor görevden’ dedikodusunu çıkardılar. Sonra görevden aldım, bu sefer de ‘Beraber olmayı kabul etmediği için’ dedikodusunu çıkardılar” dedi.

HANAK KAYMAKAMI SÜLEYMAN OVALI: ‘Bunları kafadan uydurmadım’

Hanak Kaymakamı Süleyman Ovalı konu hakkında konuşmak istemediğini, kendisinin bu konuda valiliğe bilgi verdiğini, gerekiyorsa adli makamlar önünde de hesabını verebileceğini belirterek, “Ben bunları kafamdan uydurmadım, arada geçen konuşmaların her satırını kâğıt üzerine döktüm ve gerekli yerlere ilettim. Ayrıca kimsenin ilişkisini de kimseye söylemedim. Herkesin özel hayatı kendine”
dedi.

Konuşmada adı geçen doktor: Kaymakamla ilişkim olmadı

Çıldır Kaymakamı Önder Çan ile ilişkisi olduğu iddia edilen Doktor B.D., “Benim Kaymakam Çan ile amir-memur dışında bir ilişkim hiç olmadı, olamaz da. Yaklaşık olarak 1.5 yıldır burada görev yapıyorum. Birçok kişiyle bu tür yakıştırmalar yaptılar. 6 ay bununla mücadele ettim. Ben sadece işimi yapıyorum. İki kaymakamın arasında ne konuşmalar geçti bilmiyorum. Benim adımın geçmesi çok anormal bir durum” dedi. Doğan şöyle devam etti: “Ben Çıldır halkını seviyorum. Sırf o yüzden burada duruyorum. Bu tür şeyler beni ve ailemi çok yıpratıyor. Ben işime bakıyorum ama bu saatten sonra ne yapacağımı bilmiyorum.
İstifa da edebilirim.”

HT

Etiketler: , ,

Esra Karsel: ‘Seviştiğim erkeklerden daha iyisin’

Perşembe, Ekim 15, 2009 20:23
Kategori: Güncel

60029

İstanbul Nişantaşı’nda otomobilinde boğulan Esra Karsel’in katil zanlısı, 2003’te de birlikte yaşadığı hemşireyi öldüren sevgilisi Eyüp Gökhan çıktı.

Gökhan ‘yanlış numara’ sayesinde tanıştığı Karsel’i, seviştikten sonra “Seviştiğim diğer erkeklerden iyisin” dediği için öldürdüğünü söyledi.

ÜNLÜ iç çamaşırımarkası Do-Re-Mi’nin beyin kanamasından ölen eski sahibi Ahmet Baysal’ın ayrıldığı eşi Esra Karsel (39), 1 hafta önce İstanbul’un en lüks semtlerinden Nişantaşı’nda otomobilinin arka koltuğunda boğularak öldürülmüş halde bulunmuştu.

Pronovias Biri adlı gelinlik dükkanında satış temsilcisi olarak çalışan Karsel’in 03.00 ile 07.00 saatleri arasında öldürüldüğünü tespit eden polis, katil ya da katilleri belirlemek için kolları sıvadı.

Polis, cep telefonuyla çantası da çalınan Karsel’in telefon görüşmelerinimercek altına aldı. Son aranan numara, araştırma yapan polisin dikkatini çekti. Polis, Karsel’in katıldığı açılışın ardından bu numaradan görüştüğü Eyüp Gökhan ile Üsküdar’da buluştuğunu belirledi. Karsel’le 1.5 aydır aşk yaşadığı belirlenen Eyüp Gökhan takibe alındı. Kayıp cep telefonunun izi de sürülmeye başlandı. Sinyallerden; telefonun Gökhan tarafından bir seyyar satıcıya satıldığı ortaya çıktı. Ve 1 hafta süren çalışma sonunda polis, önceki akşam29 yaşındaki zanlıyı Kadıköy’de yakaladı.

İNTERNETTE TANIŞMIŞLAR

Üzerinden “Okan” adına düzenlenmiş sahte bir kimlik çıkan zanlı, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne getirildi.

Burada yapılan sorgulamasında ise zanlının 2003′te hemşire sevgilisi İlknur Değirmenciler’i kendisini aldattığı düşüncesiyle Üsküdar’daki evinde kaşkolla boğarak öldüren cezaevi firarisi Eyüp Gökhan olduğu ortaya çıktı.

Esra Karsel’le, genç kadının, üst üste yanlış telefon numarası çevirmesi sonucu tanıştığı belirtilen Eyüp Gökhan ise ilk ifadesinde, biri üniversite diğeri lise öğrencisi olan 2 çocuk annesi Esra Karsel ile 1.5 ay önce internetteki bir jigolo sitesi vasıtasıyla tanıştığını ileri sürdü. İkilinin daha sonra buluşmaya başladığı belirlenirken, Gökhan’ın ilk buluşmalarında Karsel’e daha önce cinayet işlediğini ve cezaevinden kaçtığını anlattığı öne sürüldü. Olay akşamı Esra Karsel’in kendisine bir açılışa katılacağını söylediğini belirten Eyüp “Kadıköy’deki açılıştan sonra beni Üsküdar’dan aldı. Kadıköy’de bir otoparka gittik. Otomobili kuytu bir yere çektik. Ve arka koltuğa geçip seviştik” dedi.

OTOPARKÇI DA GÖZALTINDA

Seviştikten sonra sohbet etmeye başladıklarını söyleyen Gökhan, “Bana ‘Sen seviştiğim diğer erkeklerden daha iyisin’ deyince sinirlendim. Beni aldattığını düşününce kendimi kaybettim. Elime geçen bir ipi (cep telefonunun şarj cihazının kablosu) boynuna sardım. Bana direndi. Direndikçe boğazını sıktım. 5 dakika sonra koltuğa yığıldı. Arka koltuktan öne geçip aracı otoparktan çıkardım. Cesedi Ortaköy’de bir otoparka götürmek istedim. Otopark kavşağını geçince Beşiktaş’a geldim. Polisleri yolda görünce korktum. Aracı terk ettim ve taksiyle Kadıköy’e gittim” dedi.

Cinayeti işlediği otoparkta yakalanan Eyüp Gökhan, polisi karşısında
görünce “Siz gelmeseydiniz ben teslim olacaktım” dedi. Pişman olduğunu söyleyen Gökhan soruşturmanın ardından Şişli Adliyesi’ne gönderilecek.
Bu arada cinayetin işlendiği otoparkın işletmecisi Z.Ş. de ifadesine başvurulmak üzere gözaltına alındı.

Etiketler:

iki ay boyunca seks kölesi olmuş

Perşembe, Ekim 15, 2009 20:20
Kategori: Güncel

51277
16 yaşındaki kız, polisin uyuşturucu operasyonuyla kurtarıldı.

Antalya’da polisin bir eve düzenlediği operasyonda uyuşturucu ticareti yaptıkları öne sürülen biri kadın 5 kişi yakalanırken, zanlılardan birinin iki ay önce kaçırarak tecavüz ettiği iddia edilen 16 yaşında bir kız da kurtarıldı.

Alınan bilgiye göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Narkotik Büro Amirliği ekipleri, Yeşildere Mahallesi’ndeki bir evde uyuşturucu ticareti yapıldığı ihbarı üzerine teknik takip başlattı. Takip sırasında evde 16 yaşındaki bir kızın zorla tutulduğunu belirleyen polis, eve baskın düzenledi.

Baskında, uyuşturucu ticareti yaptıkları ileri sürülen R.G, A.R, A.D, A.R, H.H. gözaltına alındı. R.G. tarafından yaklaşık iki ay önce kaçırıldığı ve evde zorla tutulduğu öne sürülen 16 yaşındaki E.K. kurtarıldı. Evde tecavüze uğradığı iddia edilen kız, Antalya Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.

Evde ve şüphelilerin üzerinde yapılan aramalarda ise toplam 60 grama yakın 84 paket eroin ele geçirildi.

Katil Cem Garipoğlu Teslim oldu

Perşembe, Eylül 17, 2009 10:27
Kategori: Güncel

8831174
Münevver Karabulut’un cinayet zanlısı Cem Garipoğlu 197 gün sonra İstanbul’da teslim oldu.
Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, bu sabaha karşı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne teslim oldu.

7 aydır aranan Cem Garipoğlu’nun saat 00.45’te avukatı Aytekin Kaya ile birlikte Bahçelievler polis merkezine giderek teslim edildiği bildirildi.

CİNAYET NEDENİ KISKANÇLIK

Cem Garipoğlu gece yarısı Bahçelievler’de E-5 Karayolu’nda avukatı Aytekin Kaya ile buluştu. Avukat Kaya’nın verdiği bilgiye göre Cem Garipoğlu daha sonra Asayiş Şube’ye götürüldü. Kaya, “Asayiş şubede iyi karşılandı. Cem, ilk ifadesinde cinayeti kendisinin işlediğıini itiraf etti. Polise cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini söyledi. ‘Pişmanım’ dedi” diye konuştu.

HAFİF SAKALLI, SAÇLARI UZAMIŞ

Cem Garipoğlu’nun hafif sakallı ve saçları uzamış olduğu belirtildi. Avukat Kaya, “Cem babasının katil şüphelisi olarak tutuklanmasından son derece üzüntülüydü. Vicdan azabı çekiyordu. Bu nedenle gelip teslim oldu” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, yaptığı açıklamada, “Polisin sistemli çalışması, kendi çocuğunun katilini arar gibi araması ve basının yayınları Cem Garipoğlu’nun tesliminde etkili oldu” dedi.

197 GÜNDÜR İSTANBUL’DA GİZLENİYORMUŞ

Cem Garipoğlu’nun 197 gündür İstanbul’da gizlendiği ve hiç yurt dışına çıkmadığı belirtildi. Cinayetin işlendiği 3 Mart tarihinde izini kaybettiren Cem Garipoğlu’nun saklandığı yerler konusunda çeşitli spekülasyonlar yapılmış, Rusya’da, ABD’de hatta Ermenistan’da gizlendiği ileri sürülmüştü. Son olarak Cem Garipoğlu’nun Ermenistan’da yakalandığı da ileri sürülmüştü. Cem Garipoğlu’nun teslim olduğu haberini Münevver Karabulut’un ailesi gazetecilerden öğrendi.

ÇOCUK ŞUBEYE GÖTÜRÜLDÜ

Asayiş Şube Müdürlüğü’nde bir süre tutulan Cem Garipoğlu, 18 yaşından küçük olması nedeniyle sorgulanmak üsere Üsküdar’daki Çocuk Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

BİR KAMERAMAN YARALANDI

Bu arada, zanlı Cem Garipoğlu’nu Çocuk Şube Müdürlüğü’ne getiren konvoyun arkasındaki bir aracın çarptığı AA kameramanı Kenan Yeşilyurt ayağından yaralandı. Yeşilyurt, ambulansla hastaneye kaldırıldı.

HÜRRiYET

Cerrah-Garipoğlu hakkında şok iddia!

Pazartesi, Eylül 7, 2009 21:35
Kategori: Güncel

29925

“Cem Garipoğlu sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı, Cerrah ile Garipoğlu 3 kez kurye aracılığı ile görüştü.”

Karabulut cinayetinde iki şok iddia ortalığı karıştırdı. İddiaya göre Emniyet Müdürü Cerrah ile katil zanlısının amcası Hayyam Garipoğlu 3 kez bir kurye aracılığı ile görüştü.

Münevver Karabulut cinayetinde şok iki iddia gündeme bomba gibi düştü. İddialara göre dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ile Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu, 3 kez bir kurye aracılığı ile görüştü. İkinci şok iddiaya göre de Cem Garipoğlu’nun Emniyet’te iken görüntüleri bulunuyor.

Bahçeşehir’de lüks villada öldürüldükten sonra başı gövdesinden ayrılarak bir gitar kutusu içinde Etiler’de bir çöp konteynerına atılan Münevver Karabulut cinayetinin ardından 187 gün geçmesine rağmen cinayet üzerindeki spekülasyonlar artarak sürüyor. Vahşi cinayetin ardından İnterpol’den ‘kırmızı bülten’ çıkaran polis dünyanın her yerinde Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu’nu arıyor. Polis 187 gündür henüz Cem Garipoğlu’nu yakalayamazken, Yeni Şafak, gündemi sarsacak iki şok iddiaya ulaştı.

SKANDAL GÖRÜŞME

Yeni Şafak’ın ulaştığı bilgiye göre dönemin Emniyet Müdürü, şimdiki Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah ile Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu, 3 kez bir kurye aracılığı ile görüştü. İstanbul’da gerçekleşen görüşmelerde neler konuşulduğu hala bilinmiyor. İkinci şok iddiaya göre de Cem Garipoğlu’nun Emniyet’te gözaltında iken görüntüleri bulunuyor. Yeni Şafak’ın ulaştığı bir kaynak cinayet günü Cem Garipoğlu’nun gözaltına alındığını, fakat bilinmeyen bir nedenle serbest bırakıldığını ileri sürdü. İddiaya göre Cem Garipoğlu’nun emniyetteki görüntüleri soruşturmayı yürüten savcılıkta da bulunuyor. Görüntülerde Cem Garipoğlu’nun güvenlik kamerası görüntüleri yer alıyor.

DAHA ÖNEMLİ ŞEYLER VAR

Son olarak geçtiğimiz gün Karabulut’un babası Süreyya Karabulut, Avcılar’da bulunan Garipoğlu Holding önünde eylem yapmış, kırmızıya boyadığı bir testereyi Garipoğlu Holding beni kesebilir diyerek boğazına dayamıştı. Süreyya Karabulut daha önce de Cem Karabulut’un yakalandığı ve para karşılığı serbest bırakıldığı iddialarında bulunmuştu. İddialar üzerinde duran savcılar araştırmalarını sürdürüyor. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da son olarak yaptığı açıklamada Çember daralıyor. Daha önemli şeyler var, onlar daha sonra’ diyerek, adeta iddiaları doğrulamıştı.

O KURYE BEN DEĞİLİM

Öte yandan Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut ile katil zanlısı Cem Garipoğlu’un amcası Hayam Garipoğlu arasında 3 milyon avroluk ‘kan parası’ konusunda aracılık yapan gazeteci Cemil Baran kuryelik iddialarını yalanladı. Kuryelik iddiasını kabul etmeyen Baran �Böyle bir aracılık yapmadım� açıklamasını yaptı. Baran’ı yakından tanıyan Gaziantepli bir gazeteci ise Cemil Baran’ın gazeteci olmadığını, kendisini gazeteci olarak tanıtarak, bölgedeki gerçek gazetecileri zor durumda bıraktığını ifade etti. Sözkonusu gazeteci, �Cemil Baran aslen Adanalı’dır. Baran sadece bazı yerel gazetelerde kısa süreli çalıştı� dedi.

Bu arada Yeni Şafak’ın iddialar konusunda bilgisine başvurduğu Hayyam Garipoğlu’nun eşi Aysel Garipoğlu ise Celalettin Cerrah ile aralarında bir diyalog yaşandığı iddialarını kabul etmedi. Aysel Garipoğlu �Eşim Cerrah ile bir iletişim halinde olmadı’ dedi.

Cem’in yeri tespit edildi

Emniyet yetkililerinden alınan bilgilere göre Cem Garipoğlu’nun yeri belirlendi. Cem Garipoğlu’nun yakalanıp adalete teslim edilmesi an meselesi. Yeni Şafak’ın ulaştığı bilgiye göre İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve ekibi Cem Garipoğlu’nun yerini tespit etti. Yetkiller bugün veya yarın Garipoğlu’nun teslim alınacağını belirtiyor. Münevver Karabulut ailesi ile Garipoğlu arasında para pazarlığını yapan Cemil Baran da Cem yakalanmak üzere. Tüm Türkiye’ye müjde olsun. Cem şu anda emniyette de olabilir’ dedi.

YENİŞAFAK

Şehit cenazesinde şehit anası isyanı

Pazartesi, Eylül 7, 2009 21:28
Kategori: Güncel

56991
Şehit anası bir ilke imza attı: “Oğlumu ben size sağlam teslim ettim. Cenazesini getirdiniz. Ne oldu yavruma!”
Eleşkirt’te, askerliği sırasında atış eğitiminde şehit olan Volkan’ın annesi cenazeye katılan Yarbay’a, “Oğlumu ben size sağlam teslim ettim. Cenazesini getirdiniz. Ne oldu yavruma” diye isyan etti.

Ağrı Eleşkirt’te vatani görevini yerine getirdi taburda atış eğitimi sırasında vurularak şehit olan 20 yaşındaki Er Volkan Kamalak memleketi Adana’da gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı.

TESKİN EDEMEDİ

2.5 ay önce davul zurna ile askere gönderdiği güvenlik görevlisi oğlunun ölüm haberiyle yıkılan Mehiha Kamalak, cenaze töreninde Ordu’yu temsil eden 6. Kolordu Komutanlığı’nda görevli Yarbay Kandemir Eren’e “Ben size oğlumu sağlam teslim ettim. Siz bana onun cenazesini getirdiniz. Ne oldu yavruma, ne yaptınız Volkanıma, onu bana gösterin. Yavrumu görmek istiyorum” diye feryat etti. Yarbay Eren, anneyi teksin etmekte güçlük çekti. Hayri Kamalak ise oğullarının intihar mı ettiğinin, kazaya yada cinayete mi kurban gittiğinin araştırılmasını istedi.

KUŞKULARIMIZ VAR

Baba Kamalak “Kafalardaki bazı soru işaretleri ile kuşkular kaldırılsın. Aklımıza her türlü olay geliyor. Elazığ’da 4 askeri şehit eden teğmeni unutmadık” dedi.

Şehit Kamalak’ın cenazesi Buruk Mezarlığı’nda toprağa verildi.

HT

Genelkurmay, Astsubay Konsept 2010

Pazar, Temmuz 26, 2009 11:59
Kategori: Güncel

8477175
Astsubay Konsept 2010 adlı bir çalışma yürüten Genelkurmay Başkanlığı, astsubay çavuşların rütbelerinin isimlerini, “Erbey, üstbey” şeklinde değiştiriyor. Değişiklik kararı astsubayların eğitim seviyelerinin yükselmesi üzerine alındı. Rütbe isimleri, internet üzerinde tartışıldıktan sonra belirlendi.

GENELKURMAY Başkanlığı, “Astsubay Konsept 2010″ adlı astsubaylarla ilgili kapsamlı çalışmada, son aşamaya yaklaştı. Henüz imzaları tamamlanmayan, ancak ana esasları belli olan çalışma ile astsubayların unvanları ve rütbe işaretleri başta olmak üzere pek çok değişiklik planlandı.

Astsubayların eğitim seviyesinin yükselmesi Genelkurmay’ın dikkatini çekti. Muvazzaf astsubayların yüzde 90’ının ön lisans ve lisanslarını tamamladığı, bazı astsubayların yüksek lisans hatta doktora öğrenimlerini yaptıkları belirlendi. Astsubayların eğitim seviyesine uygun rütbe işareti ve kadro görevlerini karşılaması gerektiği üzerinde duruldu. İsim ve rütbelerin değiştirilmesi aşamasında “herkes fikrini söylesin” diye rütbe isimleri internet ortamında tartışıldı. Sonuçlara göre rütbelerin ismi yeniden belirlendi. Sonuçta 6 rütbede bulunan “çavuş” kalkarken yerine “bey” geldi.

Astsubay ifadesi kalktı

Astsubaylığın bir statü olmasından yola çıkılarak her rütbenin önünde bulunması uygulamasından da vazgeçildi. Subayların durumu bu uygulamaya örnek oldu. Teğmen için subay denilmemesinden yola çıkılarak çavuş için astsubay çavuş denilmemesi formülü benimsendi. Astsubayların rütbe işaretlerinin uzman jandarma, uzman erbaş ve erbaşlar ile karıştırılması üzerine yerinin değişmesi de gündeme geldi. Subaylara benzer şekilde astsubaylara apolet takılması uygulamasının dünyadaki benzerlerine dikkat çekildi. Ancak bu aşamada işaretlerin yeri konusunda henüz fikir birliği sağlanamadı.

Emeklilik süreleri uzuyor

Ortalama ömür süresinin uzaması ve uzmanlığın öneminin artması nedeniyle terfi ve çalışma süresinin de uzaması öngörülüyor. Bunun sonucunda emeklilik yaşının kademeli olarak artırılması ve 2048 yılında kadın ve erkeklerde 65 olarak eşitlenmesi düşünülüyor. Bu uygulamayla önceden 20 yılda emekliliğine hak kazanan astsubaylar kademeli olarak en az 30 ve daha fazla hizmet süresini tamamlamak zorunda kalacak.

Yüzde 15’i subaylığa geçecek

Astsubayların yaş ve kıdemlerine bakılarak subaylık sınavına girmesine izin verilirken, 35 yaşından küçük ama doktora eğitimi almış olanların yalnız sözlü sınava alınmasına izin veriliyor. Bu durumda doktora yapanlar, subaylık seçme yazılı sınavından muaf olacak. Yapılan çalışmalarla ordunun subay ihtiyacının yüzde 15’i astsubaylardan karşılanacak.

Yeni rütbeler ve süre

Erbey: 3 yıl

Astsubay Çavuş yerine Teğmen Yardımcısı anlamında.

Üstbey: 6 yıl

Astsubay Kıdemli Çavuş yerine Üsteğmen Yardımcısı anlamında.

Olbey: 6 yıl

Astsubay Üstçavuş yerine Yüzbaşı Yardımcısı anlamında.

Akbey: 5 yıl

Astsubay Kıdemli Üstçavuş yerine Binbaşı Yardımcısı anlamında.

Sanbey: 3 yıl

Astsubay Başçavuş yerine Yarbay Yardımcısı anlamında.

Serbey: 5 yıl

Astsubay Kıdemli Başçavuş yerine Albay Yardımcısı anlamında.

HURRIYET

Öcalan birkaç ay içinde serbest kalacak!

Cuma, Temmuz 24, 2009 14:11
Kategori: Dünya

14949
Öcalan’ı hapisten çıkarma ve PKK’nın tüm kadrosuna genel siyasi af sağlama oyunu perdelerini açtı…

Savaş Süzal’ın ‘Apo gelecek seçim sonrası başbakan yardımcısı’ başlıklı yazısı…

Türkiye’de oynanan iki perdelik komedi artık beni güldüremiyor ama kaygılandırmaya devam ediyor. Hatırlarsanız sevgili okurlar aylardır oynanan tuluatın aslında Abdullah Öcalan’ı hapisten çıkarma ve PKK’ya af ilan etme konusunda bir alt yapı oluşturma amacı taşıdığını yazmıştım.

Türkiye’de ne yazık ki ihanet ve işbirlikçilik tanımlamaları sulandırıldığı için bu konuya desteği önce medyadaki işbirlikçiler yoluyla halkın nabzı yoklanarak gerçekleştirilmeye çalışıldı. Aslında bu konuda da pek sıkıntı çekmiyorlar. 12 Eylül 1980 sonrası Türk basını yozlaştırılıp ucuz kalemler yetiştirildiği için her an kolay işbirlikçi kalem de bulabiliyorlar.

Abdullah Öcalan önümüzdeki birkaç ay veya en geç birkaç yıl içinde salıverilecek. Artık bundan eminim. Gerçekte salıvermek de zorundalar. Zira patronları ABD’den terörist başını teslim alırken bu konuda Washington’a teminat vermiştiler. Ne zaman PKK veya ekonomik sıkıntı gündeme gelecek olsa veya zam yapmaya niyetlenseler önce birkaç muhalif sesi içeri alıp susturarak etrafa korku salıp sonra da yeni bir dalgayı yedekte bulunsun diye hazırladıkları haberlerini yayıyorlar.

Gerçekte bu oyun artık çok bayatladı. Halk olarak bu oyunu hâlâ yutuyorsak o zaman aynanın karşısına geçerek kendimizi sorgulamamız lazım. Biz geri zekâlı mıyız, ebleh miyiz diyerek. Bu konuya her değinişimde de Aziz Nesin nedense hep aklıma takılır. Kabul edin ki bizim son 20 yılda düşünme ve karar verme mekanizmamızda ulusça bir tersine gidiş var. O geri zekâlı dizilerle, futbol maçları, müzik diye yutturulan ne bestesi ne de güftesi olan kalitesiz şarkı sektörümüzle inanın şu anda bir test yapılsa dünya ortalamasının oldukça gerilerinde yer alırız. İşin en acı tarafı da ne olduğumuzu bilmeden kendimizi muasır medeniyetler seviyesinde filan görmemiz. Delil mi istiyorsunuz, Erdoğan hükümeti ve AKP’ye verilen oy oranı yeter sanırım.

Beyler bu kadar ucuz mu 23 yaşındaki gençlerin kanı. Bu kadar önemsiz mi, evlatlarını kaybeden ana ve babaların acısı. O gençlerin de hakkı yok muydu sizler kadar Galatasaray, Fenerbahçe transferleri konusunda heyecanlanmaya? Onların da hakkı değil miydi üniversite seçme sınavlarına girmek, evlenmek ve çoluk çocuk sahibi olarak hamdolsun ekonomisinin acılarını yaşamak?

Türk ordusu ne yazık ki kendi topraklarında bir savaş verirken kendi siyasetçileri tarafından ardından vuruluyor. Ben artık televizyon haberlerinde yaşamını kaybeden evlatlarımızın haberlerini seyrederken kusacak gibi oluyorum. Belki sizler kanıksadınız veya Turgut Özal’ın söylediği gibi alıştınız. Bu acı düştüğü yeri yakıyor.

Diyeceksiniz ki çözüm ne? Çözüm çok. Ama bunlardan hiçbiri teröristle masaya oturmak, teröristle oturup uzlaşmak değil. Bugüne kadar bunu deneyen hiçbir ulus başarıya ulaşmadı, ulaşamadı. Hepimizin evladı var. Siz teröristlerle mücadele eden ve sizin bu planlarınıza karşı çıkanları hapsederek bu işi çözdüğünüzü sanıyorsunuz ama terör bir gün hiç ummadığınız bir anda sizleri de yutar. İki büyük felaketi birbirleri ile afyonlamak hiçbir zaman çözüm değil. Bu öylesine hassas bir oyundur ki bizim basiretsiz yöneticilerin elinde kolayca patlayabilir ve iki felakete aynı anda ülkeye büyük zararlar verir.

Ülkenizi sevmiyor olabilirsiniz. Devlet malı deniz yemeyen domuz sözü de politikanız olabilir, ama daha önce de altınız çizdiğim gibi bakarsınız bir gün terör sizin de kapınızı çalar. Dünyanın en güçlü ülkesinde, dünyanın en güçlü liderleri dünyanın en gelişmiş polis teşkilatı tarafından korunmalarına rağmen teröristler tarafından canlarından edilmiştir. Amerika başkanlarından söz ediyorum.

Bakmayın bazı kiralık kalemşorların dolduruşuna. Onlar zamanında kendi patronlarını bile satmış kişiler. Bab-ı Ali’de bu konuyu bizim nesilden gazeteciler, kimin kime kaç kuruşluk operasyonlarla satıldığını iyi bilir. Bodrumda kâşane yazlıklar ve yatlar katlar edinmelerinin herhalde altında arka bahçelerinde petrol bulmaları yatmıyor. Kesekâğıdı ile bordroda görünmeyen vergiden kaçırılmış para alan yazar arkadaşların, ona vergi vermeden bordroda bu parayı göstermeden hangi kaynaktan ödeme yapan patronların vatanseverlikleri de o kesekâğıdının cidarları kadar bile sağlam değil.

Allah rızası için elinizi vicdanınıza koyun ve bu konuyu bir daha düşünün.

YENİÇAĞ

Cübbeli Ahmet Hocadan Çarpıcı Açıklamalar

Cuma, Temmuz 24, 2009 14:09
Kategori: Güncel

52596
Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü), Fatih Altaylı’nın programı Teke Tek’te çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, dün akşam Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altay’lının hazırlayıp sunduğu Teke Tek’e konuk oldu. Ahmet Mahmut Ünlü, kendisine neden “cübbeli” denildiğinden Fatih Çarşamba gerçeğine, Ayşe Arman’ın mini etekle o semtte dolaşmasından, cemaati sarsan cinayetlere, Jet Ski sefasından, Barbie bebek açıklamaları ve merak edilen konularla ilgili soruları yanıtladı.

Cübbeli Ahmet Hoca, Fatih Altaylı’ya, “Bir televizyon kanalında “17 Ağustos depremine ilişkin söylediklerimden pişmanım, Hüseyin Üzmez kafir değil günahkar olur, İlan ediyorum mehdi 3 yıl içinde çıkmayacak” dedi. Programın süprizi Barby Bebek oldu.

Cübbeli Ahmet Hoca Teke Tek Programının başlamasına 1 saat kala Gazete Habertürk ve Habertürk TV’nin bulunduğu binaya geldi. Ünlü’yü Fatih Altay’lı ile Habertürk Gazetesi Yayın Danışmanı Murat Bardakçı karşıladı. Altaylı ve Bardakçı ile bir süre sohbet eden Cübbeli Ahmet Hoca daha sonra yanında getirdiği kendisine ait 39 kitap ve bir Meal-i Şerif’i hediye etti.

NEDEN TEKE TEK?

Fatih Altay’lı merak edilen sorulara geçmeden önce Cübbeli Ahmet Hocaya “Teke Tek’i neden tercih ettiniz? Ben gelmeyeceğinizi düşünmüştüm. ‘Olur’ cevabını alınca şaşırdım. Cübbeli Ahmet Hoca’nın Teke Tek’te ne işi var?” diye sordu. Cübbeli Ahmet Hoca ise ilk soruyu “Efendim bizim de takiplerimiz doğrultusunda, sözünüzde durduğunuz, burada bir mertlik, açıklık, şeffalık var. Bizim de kendimize göre düşünce ve tarzımız var. Buna binaen Allah’a sığınarak, çekineceğimiz bir şey de olmadığından geldik” diye cevapladı.

BARBİE BEBEK SÜPRİZİ

Programın ilerleyen dakikalarında, “Bu bebek falan değil, karının minyatür hali. İnsanları tahrik edecek oyuncak bebekler yapılıyor” açıklamasıyla tepki çeken Cübbeli Ahmet Hoca, Barbie Bebek sürprizi ile karşılaştı. Fatih Altaylı’nın gösterdiği Barbie Bebek’le ilgili olarak, “Biz bundan tahrik oluyoruz demedik. Bu bebek değil, büyük kadının sembolü. Bu 2 sene önceki açıklama. Bu bebekte tahrik edicilik yok. Bikinilisinden bahsediyoruz. Bu kadar uzun saç bebek saçı değil. Benim demek istediğim çocuklara rol model oması yanlıştır. Bu büyük kadının figürüdür bu bebek değildir, bebek ise caizdir” diye konuştu.

CİNAYETLER PROVOKASYON

Cübbeli Ahmet Hoca, cemaatin önde gelen isimlerinden imam Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Muratoğlu cinayetlerini ise provokatif bir eylem olarak değerlendirdi. Bayram Ali Öztürk’ü bıçaklayarak öldüren saldırganı linç edenlerin ise cemaat değil o kişiyi camiye götürüp cinayeti işleten kişiler olduğunu öne sürdü.

LİDER KİM OLACAK?

Fatih Altaylı İsmail Ağa Cemaati Lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’ndan boşalacak liderlik koltuğuna kimin oturacağını da sordu. Cübbeli Ahmet Hoca şu anda cemaat içinde herhangi bir liderlik mücadelesinin olmadığını vurguladı.

HÜSEYİN ÜZMEZ VAKASI

Cübbeli Ahmet Hoca en çok konuşulan olaylardan biri olan İslamcı Yazar Hüseyin Üzmez’le ilgili, “Hüseyin Üzmez ceza alması halinde kafir değil günahkar olur” dedi.

28 şubat sürecinin en çok mağdur olanlardan biri olduğunu da söyleyen Ahmet Mahmut Ünlü, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmedim. Vatanımı elin Hıristiyanına mı şikayet edeyim? Ne faydası olur?” diye konuştu.

MEHDİLİK TARTIŞMASI

Cübbeli Ahmet Hoca “Adnan Hoca” olarak bilinen Adnan Oktar ile girdiği mehdi tartışmasınada değindi. Adnan Oktar’ın kendini Mehdi ilan etmesine ateş püsküren Cübbeali Ahmet Hoca “Adnan hocaya kızmıyorum, eleştirmiyorum, görüşü yanlış. 100 tane hadis bana uygun düşüyor diyor. Aslında bir hadis bile uymuyor. Bu 100 hadise iftira olur. 3 yıl içinde mehdi çıkmayacak ben bunu ilan ediyorum” dedi.

PİŞMAN CÜBBELİ

Fatih Altay’lı Cübbeli Ahmet Hoca’ya 17 Ağustos depreminden sonra söylediği “Mevlam zina yuvalarını vurdu” gibi sözlerini de hatırlattı. Cübbeli Ahmet hoca o açıklamasında Yalova, İzmit, Adapazarı gibi yerlerin adını verdiği için pişman olduğunu söyledi. Fatih Altaylı’nın “Deprem olsa yine söyler misiniz?” sorusuna ise yine şaşırtan bir cevapla “Her doğru her zaman söylenmez” dedi.

ZANNETTİLER Kİ YAŞAMI BİLMEYEN MAĞARADAN ÇIKMIŞ BİRİ

Cübbeli Ahmet Hoca’nın ünlü Jet Ski’li tatil görüntüleriyle ilgili, “Herkes çok garipsedi, cübbeli görmeye alıştığımız biri…” diye soruya başlayan Altaylı’nın sözünü kesen Ahmet Mahmut Ünlü, “O noktada toplum yönlendirildi. Öcü gibi gösterilince, bir de böyle olunca beni zannettiler ki zevksiz, kültürsüz, yaşamı bilmeyen, mağaradan çıkmış biri… O hainliği yapan, benim yanıma gidip gelen cemaatten biriydi. Bizi tatile davet etti, “Burası kayalık denize girilmez” dedi. Çok bunalmıştık devamlı camii, cemaat. Eşimizi aldık dediler ki “Açıkta denize girer misiniz?” Ne ile gideceğiz, milyon dolarlar vererek gemi tutacak halimiz yok. Haşemamız var, avret yeri örtülü, başımız mecbur açık olacak, takke denizin dibine giderse alamayız. Adam demiş ki, bizi çek. Meğerse gazete gazete gezip 10 bin TL’ye satacakmış” dedi.

Cübbeli Ahmet Hoca kimdir?

Fatih Altay’lı beklenen sorulara geçmeden önce aslında en çok merak edilen sorulardan birini “Cübbeli Ahmet kimdir, size neden Cübbeli diyorlar” diye sordu. İsmail Ağa Cemaati’nde söyledikleriyle adı hep ön plana çıkan Ahmet Mahmut Ünlü bu konuya ilk kez açıklık getirdi. Çocukluğundan bu yana cemaatin içinde olduğunu belirten Cübbeli Ahmet Hoca “camiye gönderildiğimizde 3 tane Ahmet vardı. İçlerinden sadece ben cübbeliydim. Ayırt etmek için “hangi Ahmet” diye sorulduğunda Cübbeli Ahmet derlerdi. O zamandan gelen bir isim oldu.”

HABERTÜRK

Çevik Bir’in olay ifadeleri basına sızdı!

Cuma, Temmuz 24, 2009 14:06
Kategori: Güncel

25043
28 Şubat’ın önemli ismi Çevik Bir’in Ergenekon ifadesi basına sızdı. İddialar ve söylenenler çok konuşulacak türden.

Emekli Orgeneral Çevik Bir’in Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’e verdiği ifade tutanağı olay çıkaracak. Bir’e yöneltilen en çarpıcı suçlama Başbakan Erdoğan’a füzeli suikast teşebbüsü..

Geçtiğimiz ay Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’e 5.5 saat ifade vermişti. İşte o metni Kanal D Haber ele geçirdi. 68 sayfalık ifadede ‘Zeytindalı’ kod adlı gizli tanığın ifadeleri yenilir yutulur gibi değil.

İşte Kanal D muhabiri Ekrem Açıkel’in haberi

AYLIK KAZANCI

İlk sayfalarda Çevik Bir’in kişisel bilgileri yer aldı. 70 Yaşındaki emekli general aylık kazanıcının 5 bin lira olduğunu söyledi. Çalık Grubu’na danışmanlık yaptığını belirtti.

Ve Ergenekon… Emekli general, “ergenekon üyesi değilim” dedi. Ardından, 28 Şubat’a ilişkin sorular geldi. Andıç da soruldu, Batı Çalışma Grubu da, Hatta, Abdullah Öcalan’la, henüz Suriye’deyken yaptığı ileri sürülen telefon konuşması da…

‘BEN DE O GRUPTA GÖREVLİYDİM’

Çevik Bir, sadece Batı Çalışma Grubu’yla ilgili soruyu, “Evet vardı. Ben de o grupta görevliydim” diye yanıtladı. Diğer iddiaları ise reddetti. Asıl çarpıcı sorular ise, sonra geldi. Savcı, emekli paşaya, başbakana yönelik bir suikast planının ayrıntılarını sordu.

O soruları da, “Zeytindalı” kod adlı bir gizli tanığın ifadelerine dayandırdı. Zeytindalına göre, başbakanı öldürmesi için, Çevik Bir kendisine bir füze vermişti.

“Başbakan Erdoğan’a suikast için emekli MİT’çi Nuri Gündeş ve Çevik Bir beni görevlendirdi. Ve suikast silahı olarak bana füze verdiler.”

ANKARA’DA YÜKSEK BİR BİNADA BULUŞMUŞLAR

Kendi ifadelerine göre Zeytin dalı, Nuri Gündeş’le iki kez buluşmuştu. İkinci buluşmada yanlarına Yüzbaşı Mehmet denilen bir kişi gelmişti. Zeytin Dalı ve Yüzbaşı Mehmet daha sonra Ankara’ya gitmişlerdi. Ankara’da bir gece kalmışlar, sonra yüksek bir binada Çevik Bir’le buluşmuşlardı.

FÜZE KULLANIP KULLANMADIĞIMI SORDU

“Makam odası odası gibi bir yere girdik. Bu odada Çevik Bir paşanın makamda oturduğunu gördük. Bizi gördüğünde kalktı ve ‘hoş geldiniz’ dedi. Konuşmalarından yüzbaşı Mehmet ile Çevik Bir Paşa’nın daha önceden tanıştıkları belliydi. Kısa bir selamlaşmadan sonra Çevik Bir Paşa bana dönerek, silah kullanıp kullanmadığını sordu. Ben de ufak silahları kullanabildiğimi söyledim. Ardından bana füze kullanıp kullanmadığını sordu.”

BİR’İN ODASINDA GİTAR ÇANTASINDA FÜZE

Gizli tanık Zeytin Dalı, Çeçenistan’da Ruslara karşı savaşmıştı. O savaşta da sık sık füze kullanmıştı. Yine ifadelerine göre, Çevik Bir’in bürosunda gitar çantasına benzeyen bir çanta bulunuyordu. Çevik Bir o çantayı açtı. İçinde bir füze vardı. Çantayı Yüzbaşı Mehmet aldı.

Zeytin Dalı kod adlı gizli tanık, daha sonra Mehmet Yüzbaşı ile Çanakkale’ye gitti. Eylemin ayrıntılarını da orada öğrendi.

‘YOBAZLARA DERSLERİNİN VERİLECEĞİNİ SÖYLEDİ’

“Ben bu füzeyi yurt dışında mı kullanacağımızı sorduğumda, eylemin yurt içinde, Ankara Esenboğa’da uçağın indiği esnada yapılacağını ve ülkeyi satan bu yobazlara derslerinin verileceğini söyledi. Bana hazırlanmamı ve vaktinin gelip, hazırlıkların tamanlandığında beni alacaklarını söyledi. O an eylemin Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı yapılacağını anladım.”

FÜZE GEMLİK’TE ELE GEÇİRİLDİ

Anlayınca da eylemden vazgeçti. Füzeyi Gemlik’e götürdü, gizledi. Zaten füze, daha sonra Gemlik’te ele geçirildi. Tam da, Zeytin Dalı’nın söylediği adreste.

İDDİALARI REDDETTİ

Savcı, uzun uzun bu ifadeleri okudu. Çevik Bir de dikkatle dinledi. Ama sonra hepsini reddetti. Ankara’da çalışma ofisi olmadığını; Yüzbaşı Mehmet’i tanımadığını; dahası, kimseye füze vermediğini belirtti.

FÜZENİN FOTOĞRAFINI GÖSTERDİ

Çevik Bir’in ifade maratonu, tam 5,5 saat sürdü. O maratonun sonunda da, savcı emekli paşaya bir fotoğraf gösterdi. O füzenin fotoğrafını… Paşa, “Ben bunu daha önce hiç görmedim. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.